Ergenliğin suçlusu ‘beyin’

,

Gençlerdeki duygusal çatışmaların, agresif ve fevri tavırların yoğun olduğu, görüntüye ve maddi değerlere takıntılı hale gelinen gereksiz bir dönem olarak görülebilir. Ancak ergenlik bu genç beyinlerin, hızlı ve yoğun bir gelişme dönemine giriyor olmasıyla alakalı. Peki, bu dönemde onu anlamak, sağlıklı şekilde atlatmak için neler yapmalısınız? Prof. Dr. Derya Uludüz yazdı

Ergenlik dönemi biz yetişkinlerin gözüyle bakılınca gençlerdeki duygusal çatışmaların, agresif ve fevri tavırların yoğun olduğu, görüntüye ve maddi değerlere takıntılı hale gelinen gereksiz bir dönem olarak görülebilir. Ancak ergenlik bu genç beyinlerin, hızlı ve yoğun bir gelişme dönemine giriyor olmasıyla alakalı. Bu dönemde biz yetişkinlerin ve ailelerin bilmesi gereken en önemli şey ise ergenliğin beyinsel gelişim ve hormonlarla yakından alakalı olduğu. Bu dönemi ‘hızlıca atlatılacak’ bir dönem olarak değil de uygun bir sürede, sağlıklı şekilde geçirilmesi gereken, hayatın en önemli dönemlerinden biri olduğunu bilmek gerekiyor. Yani o öfke patlamaları, kendini odalara kapatma, her şeye sinirlenme süreci aslında beynindeki hızlı değişimin bir sonucu olabilir.

Peki, bu dönemde onu anlamak, sağlıklı şekilde atlatmak için neler yapmalısınız?

ERGENLİK NEDİR?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ne göre 10 ile 19 yaş arasındaki süre ergenlik olarak tanımlanıyor. Ergenlik, fiziksel ve ruhsal değişimlerin olduğu, beynin hızlıca geliştiği bir dönem.

Bu dönem aslında insan yavrusunun uygarlaşma dönemidir. Ergenlik sayesinde çocukluktan çıkılıp, kendi ayaklarımızın üzerinde durduğumuz, sorumluluk almayı öğrendiğimiz yetişkinlik dönemine hazırlanırız. Ergenliğin ilk safhaları bizi fiziksel değişimlerle karşılarken, ilerleyen evrelerinde ise kimlik arayışları, aile içinde çatışmalar yaşanır. Geç dönem ergenlikte ise beyin yavaş yavaş oturur. Ergenlikte yaşanılan duygusal çalkantılar, yetişkinlik öncesinde çok önemli birer antrenmandır. Hayatta hangi durumla karşı karşıya kalırsak kalalım duygusal olarak baş edebilir bireyler olabilmemiz için, ergenlik dönemi bizi her türlü duygu seline hazırlar. Aynı zamanda, “Ben kimim, neden yaşıyorum” gibi kimlik soruları ile bir kişilik denetimi yapar ve yetişkinlik hayatımıza yön vermeye başlarız.

ERGEN BEYNİNDE NELER OLUYOR?

Ergenlikte yaşanan duygu patlamaları, tadilata giren beynin ön lob bölgesinden kaynaklanır. Beynin ön lobu, bize nerede, nasıl davranmamız gerektiğini söyleyen ve sürekli öğüt veren bir bilge dede gibidir. Ancak ön lobun yetişkinliğe hazırlanmak için tamir sürecine girmesiyle, beynin duygusal, dürtüsel kısımları bunu fırsat bilerek tüm kontrolü eline alır. Ayrıca duyguların kaptanı dediğimiz amigdala ve hipokampüs de etkilenir. Duygusal beyin olarak bilinen limbik sistem ise beyinde duyguları, risk alma davranışını, kendini kontrol etmeyi, karar vermeyi, duyguları ve hafızayı kontrol eder ve yine değişimlere uğrar.

HANGİ HORMONLAR DEVREDE?

Bu dönemde duygusal tepkilere, hafızaya ve davranışlara etki eden bazı hormonlarda değişimler olur. Ergenlikte duygusallık, hazza düşkünlük, bağımlılık gibi eğilimlerin sebebi budur. Peki, sahneye hangi hormonlar çıkıyor?

1. Dopamin
Dopamin hormonu bağımlılık yaratan ve bir çeşit ‘ödül’ aldığımızda salgılanan hormondur. Ergenlikte sürekli olarak yüksek dopamin ihtiyacına bağlı olarak dış görünüş, beğenilme arzusu, takdir görme ihtiyacı artar. Dopamin, sigara, alkol ya da uyuşturucu madde, yemek yeme gibi bağımlılık yaratan tehlikeli alışkanlıklara da kapı açar. Gençler, daha riskli hareketler yapma eğiliminde olabilir. Bu sayede beyin haz ve zevki en üst seviyede yaşayacaktır.

2. Serotonin
Serotonin ise ruh hali değişiklikleri, kaygı ve dürtü kontrolünde önemli bir rol oynar. Ergenlik döneminde serotonin seviyesi azalır ve bu yüzden dürtüsel davranışları kontrol etmek zorlaşır.

3. Melatonin
Melatonin hormonu ise 24 saatlik vücut ritmini ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenler. Vücudun günlük melatonin üretimi ergenlik döneminde uyku gereksinimini arttırır.

KIZ VE ERKEK ÇOCUĞUNUN BEYNİ FARKLI ÇALIŞIYOR

Ergenlik ile ilgili önemli noktalardan biri de elbette ki cinsiyet farkının belirginleşiyor olması. Gençler bu dönemde kadınlık ve erkeklik hormonlarına da maruz kalıyor, fiziksel olarak değişiyor. Beyin de bu dönemi farklı atlatıyor. Limbik sistemde bulunan ve duygusal beynin bir parçası olan amigdala ergenlikteki kız çocuklarının beyninde daha farklı olur. Erkeklerde ise hipokampüs denilen bölge daha sıkıntılıdır, bu da erkeklerde daha fazla dikkat eksikliğine yol açar. Kızlar ergenliklerini daha içe dönük geçirirken, erkeklerde dışadönüklük artar. Ancak, çalışmalar kızların beyin hacminin erkeklerden daha erken sürede arttığını gösteriyor. Ayrıca, ergenlik çağında kızlarda beynin sol ve sağ yarım kürelerini birbirine bağlayan sinir dokusu şeridi daha büyüktür. Dolayısıyla kızlar ergenlik dönemini erkeklere göre daha erken başlayıp daha erken tamamlayabilirler.

NE YAPMALI?

Beyin olgunlaşma evresinde çevre, beslenme, uyku düzeni, kullanılan ilaçlardan etkilenebilir. Ayrıca genetik yapı da önemli bir etkendir. Ergenlikte salgılanan ya da daha az salgılanmaya başlayan hormonlar onları birçok farklı davranışa itebilir. Onları, anlam bulacakları, keyif alacağı bir hobiye yönlendirebilmek faydalı olabilir.

Bu süreçte beyin gelişiminde önemli rol oynayan besinleri almasını sağlamak da çocuk için çok önemli. Özellikle balık yağlarının ergenlerde bilişsel işlevleri arttırdığı, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi durumlarda da destekleyici olduğu düşünülüyor.

Ailelere düşen en önemli görev ise onların bu süreçte sizin gibi mantıklı düşünebilen bir yetişkin olmadığını, bazı davranışların onların elinde olmadığının bilmesi. Çocuğunuzla konuşmak, ona değerli olduğunu, sevildiğini hissettirmek gelecekte de sağlıklı insan ilişkileri kurmasını sağlar. Ancak unutmayın ki siz onların arkadaşı değil; ebeveynisiniz. Korumak, desteklemek ve sınır çizmeyi bilmek onların kişisel olarak gelişiminde önemli davranışlardır.

Kaynak: Haber Türk 01.07.2019  www.haberturk.com