Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol. Mevlâna, Mesnevi

 

Enformasyon Fenomeni



Claude Elwood Shannon (1916-2001) ve John Archibald Wheeler (1911-2008) enformasyon teorisinin öncüleridir. Dr. Claude Shannon , Amerikalı ünlü bir matematikçi ve elektronik mühendisi olarak, bilim dünyasında “ enformasyon teorisinin babası” olarak bilinir. Shannon, ünlü Amerikan üniversitesi MIT ‘de, 21 yaşında bir yüksek lisans talebesi iken; “ Boolean cebiri” üzerine yazdığı tez ile, enformasyon teorisinin temelini atmıştır. Günümüzde halen bu master tezi, tüm zamanların en önemli tezlerden biri olarak anılmaktadır.

 


ENFORMASYON TEORİSİ

Shannon, matematiksel teorilerle mühendislik prensiplerini bir araya getirerek, dijital bilgisayarın ve dijital bilişim devriminin temelini atmıştır. Evrensel fizik üzerine yaptığı bir açıklamada; enformasyon fenomeninin önemini, şu çarpıcı ifadeler ile ortaya koymuştur:

“Yaşamım süresince , fizik teorisinin üç ayrı dönem içinde oluştuğunu fark ettim. Kariyerimin başlangıcı olan, 1950 ‘nin ilk yıllarına kadar uzanan birinci dönemde, “ her şeyin parçacıklar” olduğu fikrini benimsedim. Temel oluşumları inşa etmenin , fundamental parçacıklarla elde edilebilirliği üzerine araştırmalar yaptım. İkinci dönem ise, her şeyi “ alanlar” olarak kabul ettiğim bir dönem oldu. Ancak şimdi, yeni bir vizyonu yakaladım , bu vizyon da “her şeyin enformasyon” olduğu kanısıdır . Mantığın fundamental rolünü her inceleyişimde, fizik teorisinin “enformasyon “ kavramı üzerine inşa edildiğini, gittikçe kuvvetlenen bir biçimde kabul ettim.” Shannon’un enformasyon teorisinin en önemli özelliği, enformasyon konseptinin “entropi” üzerine kurgulanması idi. Fiziğe göre entropi, termodinamiğin ikinci kanunudur. Sözlük anlamı termodinamik bir sistemin düzensiz durumunu ortaya koyan değerdir.

Shannon, 1948 yılında yayımlanan “ The Mathematical Theory of Communication” kitabında ; iletişim teorisini , entropi ve enformasyon kavramları arasındaki ilişkilere dayandırmaktadır. Bu teoriye göre enformasyon , iletişim aşamasındaki sinyallerde ortaya çıkan bozulmaların , parazitlerin sistem alıcısının kod çözücüsünden geçerek hedefe anlaşılır bir şekilde ulaşabilme olgusudur. İletişim, tüm enformasyon mesajlarının (anlaşılabilir bölümü hariç) sistemin 0/1 , evet/ hayır veya açık/kapalı haline verdiği yanıtlar ile kod çözücüsünün süzgecinden geçerek , doğru bilgilerin alıcıya yansıtılabilmesidir. Bu fenomeni basite indirgediğimizde enformasyon , istatistiksel olarak, ikili sorularla (yani bits olarak) test edilme neticesinde ortaya çıkan yapılandırılmış bilgi olarak tanımlayabiliriz. Böylece enformasyon, alıcının içinde bulunduğu belirsizliği ortadan kaldıran bir içerik taşır. Shannon’un, iletişim dünyasında yeni ufuklar açan kitabının ön sözünü, Amerika Wisconsin Üniversitesi profesörü, Warren Weaver (1894-1978) yazmıştır.

Enformasyon teorisinin ortaya çıkmasını sağlayan en önemli unsur , Shannon’un çalışmalarını tesadüfî değişkenlerin ve proseslerin entropisi üzerine yoğunlaştırmasıdır. Basit anlamda entropi , bir sistemin başlangıç ve sonlanışına göre gerçekleşebilecek olan olasılıkların ölçüsüdür. Eğer bir sistemde, iletişim kanallarındaki gürültüler ve parazitler gibi bir düzensizlik var ise , o sistemin düzensizlikten ne kadar uzak olduğunun ölçüsü entropidir. Bu nedenle entropi, enformasyon teorisinin en temel konseptidir. İletişim sistemlerinin sinyallerindeki “bozulmalar” , “dönüşmeler” yani oluşan entropinin sistem kod çözücüsü ile sıfırlanması hedeflenir. İletişim kanallarından gelen mesajlar neticesinde, ikili sayılı sistemine göre ve 0-1 sayılarının olası durumlarına göre alınan yanıtlar ile enformasyon miktarı / değeri ölçülür. Ve enformasyon miktarı; iletişim kanallarından gelen mesajlara, ikili sayılı sistemi ve 0-1 sayılarının olası durumlarına bağlı olarak alınan yanıtlara göre hesaplanır.

Enformasyon , toplama özelliği olan bir kavram olduğu için , enformasyon ölçümü iki tabanına göre logaritma tablosu kullanılarak yapılır. Örneğin , havaya atılan bir metal paranın iki yüzünün de “yazı” olduğunu varsayarsak ; para yere düştüğünde, paranın yazı gelmesi olasılığı yüzde yüzdür. Ve bu fonksiyonun enformasyon değeri yoktur. Yani enformasyon miktarı logaritmik olarak sıfırdır.

Enformasyon miktarı

Diğer bir örnek olarak , 32 kartlık poker destesinin enformasyon miktarı ölçümünde şu işlem yapılmalı;

Kartların sayı değeri ( 7 ,8 ,9 ,10 ,J ,Q ,K , A) 8 değişik kart

Kartların sembolü (kupa , karo , maça , sinek) , 4 sembol

Bu durumda kartların sayı değeri ve sembollerinin çeşit sayısı birbiri ile ilişkilidir. Ve bu nedenle iki sayının çarpanı , enformasyonun toplam miktarına eşittir. (8x4=32) . İletişim dilinde bu enformasyonun değeri beş bit’tir.

Log28x4 = (log28= 3) + log2 4=2) = 3 +2 = 5 bit



SHANNON- WEAVER İLETİŞİM MODELİ

Bu modele göre, iletişim sistemini iki kişinin telefon aracılığı ile yaptığı bir konuşma olarak ele alırsak burada;

• konuşan insan- enformasyon kaynağı

• telefon ahizesi – verici

• telefon kabloları- kanal

• diğer taraftaki telefon kulaklığı – alıcı

• diğer taraftaki dinleyen insan – hedef

olarak adlandırılır.

Eğer iletişim telsiz telefon ile , örneğin cep telefonu ile sağlanıyorsa , enformasyon bu durumda elektromanyetik sinyallerden oluşan frekans kanalları ile taşınır. Dr. Shannon arkasında muhteşem bir miras bırakmış ve dijital devrimin başlatıcısı olarak bilim tarihine ismini yazdırmıştır. Ünlü bir enformasyon teorisyeni olan Prof. Robert Gray Gallager, Dr. Shannon’u 20 nci yüzyılın en ünlü bilim adamı olarak göstermiştir. Enformasyon teorisinin diğer öncüsü olan , Prof. John Archibold Wheeler’in enformasyon anlayışına yaklaşımı , Dr. Shannon’un kastettiği yaklaşım ile benzer veya özdeş değildir. Her ne kadar iki yaklaşım eşdeğerler taşısa da , orjinal çıkışları farklıdır. Shannon’un enformasyon teorisi , iletişim sürecini temel kavram olarak kabul ederken ; Wheeler ise enformasyonu, evren fiziğinin temel taşı olarak görür.

Wheeler, kendi “it from bit” doktrininde tasarladığı varsayımları ile (bunları açıkça ifade etmemesine rağmen) , fizik kanunlarının temelinde enformasyon kavramının olduğunu kasteder ki bu kitabın konusu açısından bu yaklaşım daha önemlidir. Ve Wheeler , Daniel J. Chalmers ve bazı diğer bilim adamları gibi , evrenin ana prensibinin atomlar ve kuarklar değil , “enformasyon” olduğunu savunur. Her ne kadar bu yaklaşım genelde anlaşılabilir gibi gelmese de , bu fenomeni keşfetmenin yolu , kuantum dalga fonksiyonunda ve özellikle düalite prensibinde aranmalıdır. Bu iki enformasyon teorisi ,öncülerinin ileri sürdüğü kavramlara bakıldığında, birbirini tamamlayan mucizevî varoluş prensibinin temel taşlarıdır. Wheeler’in yaklaşımı varoluşun başlangıcındaki oluşuma ışık tutarken , Shannon’un yaklaşımı ise ; enerjinin kütle kazanma aşamasında Tanrısal parçacıklar ile , 13.7 milyar senedir süregelen evrimsel sistemin temel prensibinden söz etmektedir. Bu temel prensip bize , enerjinin form kazanmasında yani sadece maddeye dönüşmede değil ; yıldızlardan gezegenlere , balıklardan memelilere , sürüngenlerden kuşlara hepsinde temel olarak alınmasında , gerçek olgunun “enformasyon” olduğunu gösterir.

İlâhi Akıl olarak adlandırdığımız Yaradan, sisteme enformasyon ile müdahelede bulunarak Big Bang başlangıcından yıldızların aşamalı gelişimine, buradan dünyadaki canlılığı meydana getiren tüm süreçlere kadar, her nokta ve her detaya vücut vermiştir. Algılanan tüm cansız-canlı madde formları; kör tesadüflerin değil enformasyonun bir ürünüdür. Enformasyon ise Tanrısal Akıl’ın , yani İslam dininde ifade edilen Allah’ın Alim gibi sıfatlarının bir tezahürüdür. Bu kavram benim kişisel görüşlerimin bir sentezidir. Ve bu sentez ifade etmeye çalıştığım infoteizm inancının özünü oluşturmaktadır. Wheeler’a göre enformasyon, evrenin oluşumunda enerjiye hayatiyet kazandıran temel öğe iken; Shannon’a göre enformasyon, tüm varlıkların iletişim fenomenidir.

KUANTUM ENFORMASYON TEORİSİ

Kuantum enformasyon teorisi , adlandırılmasından da anlaşılacağı gibi enformasyon teorisi ile kuantum teorisinin bileşimidir. Kuantum enformasyonu , kuantum sistemi içinde bulunan fiziksel enformasyonun duruş halini ifade eder. Kuantum enformasyon teorisi de , klasik enformasyon teorisinin kuantum evrene uyarlanabilme çabasının sonucunda , üzerinde sürekli araştırmalar yapılan bir teoridir. Bu kuramın üzerinde durduğu, eğer enformasyon bir kuantum sistem içinde depolanabilse, ne meydana gelir sualine verilebilecek cevaptır. Bir enformasyonun başka bir enformasyonu temsil etmesi , klasik enformasyon teorisi ile mümkündür.

Oysa kuantum enformasyonda bu durum mümkün görünmüyor. Ve foton polarizasyonu ile kayıt altına alınan evvelki enformasyona çağrıda bulunabilmek ve ona erişebilmek olanaksız gözüküyor. Yapılan bütün bilimsel kolerasyonlara rağmen , kuantum enformasyonunun klasik enformasyona dönüşümü halen başarılmış değil. Bu nedenle eğer enformasyon , kuantum sistemde depolanmış ise ortaya ne çıkar sorusuna henüz bir açıklık getirilemiyor. Kuantum enformasyonunun , “iki –düzeyli” ( two-level ) kuantum sistemindeki ölçü birimi “ kubit” tir. Bu ölçü kuantum sistem bilgisayarlarında da kullanılır. Günümüzdeki kullanılan bilgisayarlarda kullanılan en küçük bilgi birimi ise “bit”tir. “Bit” hali ikili sayılı sistemlerde , doğru/ yanlış , evet/ hayır veya 1/0 olan mantıksal değerlerdir. Kuantum yasalarının ifade edebildiği iki-düzeyli sayılabilecek sistemler bir kubit bilgi taşır.

İki düzeyli sistemlerde kubit , elektronların değişik konumlarına , örneğin spinlerine, ışığın değişik polarizasyonlarına işaret edebildiği gibi, bir atomun enerji seviyelerine de işaret edebilir. Kuantum mekaniğindeki üst üste gelme “süper pozisyon” yani “üst düşüm” özelliği , kubit’in hem 0 hem de 1 değeri alabileceğini gösterir. Klasik sistemlerde sayısal değerler 0 ve 1 gibi ayrık iken , belirli bir zamanda, iki-düzeyli sistemlerde 0 ve 1 hali , üst üste olma şeklinde de belirlenebilir. Bu farklılıklara rağmen , kuantum bilgisayarlar ile erişilebilen bir kubit bilgi miktarı , klasik sistemlerin bir bit birimine eşittir. Klasik bağlamda elde edilemeyecek işlemler , kuantum sistemlerin kuantum enformasyonu işleme özellikleri ile çözümlenebiliyor.

Örneğin , klasik sistemlerde güvensiz olan enformasyon transferleri , kuantum sistemlerde kayıtsız şartsız korunabiliyor. Kuantum bilgisayarların klasik bilgisayarlara göre bir diğer üstünlüğü , kuantum enformasyon işlemlerinde etken ve verimli bir şekilde bilinen her algoritmayı kullanabilme becerileridir. Kuantum enformasyon aynı zamanda, evvelce sözünü ettiğimiz Shannon entropisini kullanabildiği gibi, diğer bazı entropi türlerinden de yararlanabilmektedir. Kuantum hata düzeltme kodlamalarının bulunması ile parazit sorunlarının çözümlenmesi , kuantum enformasyon teorisi için bir devrim niteliğinde görülüyor. Kuantum teorisi , atomlar benzeri küçük enerji parçacıklarının niteliklerini inceleyen bir bilim dalıdır. Aynı zamanda, enformasyonu matematiksel olarak işleyen bir kuantum sistemdir. Söz konusu işlemleri enformasyonun transferi , depolanması ve enformasyonun proses yöntemleridir. Kuantum enformasyonunun bilinen en önemli işlevi kuantum hesaplamadır. Klasik bilgisayarla yapılabilmesi mümkün olmayan bu işlemler , kuantum bilgisayarlarla yapılabilirlik kazanmıştır. Kuantum bilgisayarlar , klasik bilgisayarlardan farklı olarak “mikroskobik evrene” hükmeden kuantum yasalara yönelik işlev görürler. Tanrısal kuantum sisteminin temel enformasyon parçacık kodlarının gizemlerini çözmek , ümit ederiz yakın gelecekte kuantum bilgisayarlarla gerçekleşir.

Ancak görünen o ki, bu yol oldukça uzun bir yoldur. Çünkü mikroskobik evren bildiğimiz makroskobik dünyadan çok farklı. Nedeni de; evrenin kurallarının, ilkelerinin, yasalarının içerdikleri enformasyon fenomeni, henüz çözülebilirlik aşamasında olmaması ve bu nedenlerle Tanrısal yasaların enformasyonunun var olup olmadığı kesin bilgi anlamında bilimsel olarak, henüz kanıtlanabilmiş değil. Ancak var olan bilimsel bilgiden, felsefi akıl yürütmeler ile bilimsel çıkarıma ulaşılabilir. Kaldıki Tanrısal enformasyon kavram aşamasında olsa da, “enformasyon fenomeni” iletişim anlamında kuram niteliği taşır. Ayrıca milâttan 160 asır önce Mu uygarlığına ait olabileceği tahmin edilen binlerce tablet kayıtlarına göre kozmik yasaların yedi prensibi Tanrının evrensel yasalarının bilgilerini taşıdığı iddia ediliyor.

Tüm bu nedenlerle infoteizm Tanrının evrensel yasalarının varlığına inanır. 20. yüzyıl boyunca geliştirilen araştırmalar neticesinde meydana çıkan enformasyon fenomeni ; sadece fizik alanında değil , ekonomiden sağlığa , eğitimden , sosyal yaşamdaki tüm alanlara uygulanışıyla, evrene ve onu Yaradan’a yönelen yeni bir ussal vizyon ve yeni bir ufuk açmıştır.

Evrenin temel taşı enformasyon , enformasyon ve enerji birlikteliğini gerçekleştiren töz ise Yaradan’dır. Madde ise , enformasyonun enerjiye verdiği bir formdur. Evren öyle bir âlem’dir ki , her zerresi , her kuarkı birbirinin farkındadır. Bunun nedeni de , Yaradan’ın Tanrısal sistemidir. Tanrı’ya inanmayan inançların öncelikli olarak , tek hücreli canlı organizmanın kendiliğinden nasıl var olduğu , DNA’yı dizayn edenin kim olduğu ve evrensel yasaların nasıl ortaya çıktığı suallerine cevap vermeleri zorunludur. Bugüne kadar bütün bu sorulara , matematiksel veya felsefi anlamda henüz cevap verilememiştir. Öyleyse , Tanrısal sistemi başlatan bir İlahi Akıldır , Tanrı’dır yani başlangıçtaki Yaradan’dır.

İnfoteizm’in amacı, semavi dinlere yeni bir yorum getirme gayretkeşliği değildir. İnfoteizm’in amacı ; deizm , panteizm ve pan-enteizm inançlarını bilimsel açıklamalar ile irdeleyerek, bu üç felsefi inanç anlayışını, teizmin ilkelerine yakınlaştırmak ve teizm felsefesine yeni bir bilimsel boyut kazandırmaktır. 21 inci yüzyılda henüz nedeni bulunamamış temel fizik kuramlarından biri de “kuantum enformasyon paradoksudur.” Saçsızlık kuramına göre kara delikler içinde olan enformasyonu , deneylerden yoksun bazı astrofizikçilerin matematiksel yaklaşımları ile açıklamak, henüz mümkün olamamıştır. Dünya’dan gözlemlendiğinde , ışık yılı uzaklıkları nedeniyle, kara deliği oluşturan enformasyonun kayıp olup olmadığını , kesinleşmiş bir bilgi olarak saptayabilmek henüz gerçekçi gözükmüyor. Ancak özellikle , 20. yüzyılın bazı ünlü bilim adamları, klasik enformasyon teorisi üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda, enformasyon paradoksuna önemli açıklamalar getirebilmişlerdir. Öne çıkan bu bilim adamları , Claude Shannon , John Archibald Wheeler , Daniel Chalmers ve Robert Gray Gallager’dir.

21. inci yüzyılın başından itibaren büyük bir ivme kazanan enformasyon bilimi sayesinde , yaratan Tanrı ile ilgili yeni bilgi birikimine ulaşılabileceği uzak bir ihtimal olarak algılanmıyor. Büyük Patlama’nın gizemini koruyan “tekillik” (singularity ) kuramı , Tanrısal zerreciklerinin , kara deliğin içine mi çekildiği, yoksa algıladığımız evreni açıkladığı öne sürülen sicim ( string) teorisinin sicim parçacıklarına mı dönüştüğü henüz kesinleşmemiştir. Ancak , eğer gelecekte sicim yasası kanıtlanabilirse , enformasyon paradoksunun açılımı yeni boyutlar kazanabilir. Başta astrofizikçiler olmak üzere bilim dünyası , Tanrısal parçacıkların sırrını ortaya çıkarmak için olağan üstü bir gayret içindedirler. Bu parçacıklara ulaşıldığı takdirde , Tanrısal sistemin enformasyon kodları gün ışına çıkabilir. “Membrane theory” yani “zar kuramı” , 5 farklı sicim kuramını bir araya getirerek , 11 boyutlu evrenin oluşumunu tasvir eder.

Bu yasaya göre uzay- zaman boyutunda birçok evren olabileceği ortaya konuluyor. Ancak Stephan Hawking’in ileri sürdüğü , evrenin sonsuza dek ve artan bir hızla genişleyeceği açıklaması doğru ise , sonuçta bu evrenler birbiriyle çarpışmayacak mı? Diğer yandan birden fazla evren olsa da , tüm bu evrenleri yaratanın aynı Yaradan olduğu konusunda henüz kanıtlanmış bir görüş yok. Ancak , apriori olarak evrenler birden fazla olsa bile Yaradan, nitelikleri gereği tektir ve dolayısı ile tüm paralel evrenlerin yaratıcısı olmalıdır. Ayrıca, “her şeyin yasası” iddiası ile ortaya çıkan M- kuramı , yeni bilimsel gelişmeler sayesinde , kuantum enformasyon kuramı ile Einstein’in izafiyet kuramı birlikteliğine işaret ediyor . Bütün bu nedenlerle kabul etmemiz gerekir ki , Tanrı’nın birçok nitelikleri arasında enformasyon , “sine qua non” yani “olmazsa olmaz“ özniteliği ile evrenin sırlarının aydınlanmasında kilit bir rol oynamaktadır.

Kuantum teorisine göre enerji hiçbir şekilde yok olmaz. Steven Hawking’in girdiği ve kaybettiği bahis sonunda kanıtlandığı gibi , bu evrenden başka bir evrene enerji enformasyonu da sızamaz. Ohio Eyalet Üniversitesi fizikçilerinden Samir Mathur , 2000 yılından bu yana akademik kariyerinin tüm zamanını enformasyon paradoksuna vakfetmiş bir bilim adamıdır. Mathur’e göre, kara deliği yaratan parçacıklar ile ilgili her bilgi, deliğin oluşması ile yok olmaz. Mathur , “sicim yumağı” kavramının , klasik kara deliği andıran cisimlere de uygulanabileceği görüşündedir. Ayrıca kendisi , sicimlerin titreşim modları ile bilgi taşıdığı olgusuna da atıfta bulunur. Paralel evrenlerin mevcudiyeti bugün bazı bilim adamlarınca bile bir ütopya olarak ifade ediliyor. Başka evrenler mevcut ise , algıladığımız evren , birbirinin içine geçmiş ve birbirleri ile iletişim halinde olan bu paralel evrenlerin bir kesiti mi?

Ancak bir gerçeği göz ardı etmemeliyiz , bu gerçek de yaşadığımız evrendeki evrensel yasaların mevcudiyetidir. Evrensel yasalar , insanlığın tüm evrim enformasyonunu ve aynı şekilde evrenin kendi yapısal kuantum enformasyonunu da içinde taşır. Tüm bu nedenlerle İlahi Akıl , İlahi Enformasyon olarak da nitelendirilebilir. Tanrı’nın hangi surette olduğunu bilmiyoruz ama Tanrı’nın en önemli niteliklerinden bir çoğununun enformasyon olgusuyla evrende tezahür ettiğini biliyoruz. Tanrı’yı algılamak istiyorsak öncelikle Tanrı’nın , Tanrısal sistemin enformasyonu olduğunu özümsemeliyiz.

Özellikle enformasyon teorisi öncülerinin öne sürdüğü kavramların ışığında gelişen kişisel görüşüm , İlâhi Akıl olarak isimlendirilen Yaradan’ın kendi düşüncesi sonucu oluşan Büyük Patlama ile , o muhteşem enerjiyi enformasyonla var etmiş ve ona yönlendirdiği enformasyon ile de evrensel evrimi başlatmıştır. Tanrısal sistem olarak adlandırdığım sistem , enformasyon kodlamaları ve insanların duyu dışı algılarının morfik alanları ile insanlığı birbirine bağlamıştır. Günümüze kadar , evrimin tahminen 13.7 milyar yıl sürmesinin arkasında; Yaradan’ın büyük bir özenle, o muhteşem insanı yaratırken , evrim yolu ile önceden var ettiği tüm varlıkların bilgisinden , bir anlamda enformasyonundan faydalanmayı seçmiş olma ihtimalidir. Kaldıki zaman göreceli bir kavramdır. İnsanoğlu için uzun olan , Yaradan’ın sonsuzluğu içinde , göz açıp kapama kadar kısa zaman kesitini ifade edebilir. Vardığımız sonuçlar , tüm âlemin çok boyutlu bir “evrensel demokrasi” içinde oluştuğu ve evrimin canlıların kişisel katkıları ile şekillendiği düşüncesine işaret etmekte ve bizleri hayretler içinde bırakmaktadır. Her şeye muktedir olan Yaradan , evrenin iki temel taşı olan enformasyon ve enerjiyi var etti ise , eğer isteseydi insanı da bunca yıl beklemeden yine yoktan var edebilirdi.

Kanımca bu , Yaradan’ın gerçek demokrasinin ne denli bir erdem olduğunu insanoğluna göstermesi bakımından da , büyük bir önem taşıyor. İslamiyet’te , gerek ilk varlığın ve gerekse insan neslinin çamur özünden başlayarak merhale merhale yaratılışına işaret eden Nuh suresi şöyle der. “ Hâlbuki o , sizi ana rahmindeki merhaleler halinde yarattı” (Nuh.14) Buna ilişkin , yani insanın yaratılışı, bazı tefsirlere göre , “ başlangıçta insanın bitki ve hayvanlarda görülen büyüme , gelişme ve farklılaşma kanunlarına tabi olduğudur. Ve sonra ceninde olduğu gibi , bir yaradılış safhasının başladığı ve ruhun bedene girmesi ile insanın terkip ve tasfiyesinin tamamlanması ile Hz. Âdem’in yaratılmış olduğudur. Bazı kesimlerin Hz. Âdem’in sadece kaç senesinde doğduğu itirazı ile bu oluşumu reddetmeleri kanımca yanlıştır. Oysa yapılması gereken , bilimsel tahminlere göre ilk tek hücreli canlı organizmanın , kendiliğinden 3.3 milyar sene önce nasıl yoktan var olduğunu yanıtlamaktır. Darwinistlerin, materyalislerin ve ateistlerin kucakladıkları evrim’in öncüsü tesadüfler değil; evrimi tasarımlayan / yönlendiren / yöneten ve insanlığı yaratan Yaradan’dır.

HABERLER

< >
  • Kanser hastalarına kemoterapi yerine akıllı ilaç tedavisi

    Akciğer teşhisi konan hastaya kemoterapi yerine akıllı ilaç tedavisi uygulanmaya başlandı. Peki kanser tedavisinde kemoterapi yerine akıllı ilaç kullanmanın avantajları, etkileri neler? Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kanser hastalarına kemoterapi yerine akıllı ilaç yöntemi uygulanıyor.
    HT: 10.12.2017 haberturk.com

    Devamını Oku

  • Omega 3 nedir? Omega 3 faydaları nelerdir? Omega 3 nelerde bulunur?

    Semizotu gibi yeşil bitkiler, somon, sardunya, hamsi, uskumru gibi balıklar, badem, fındık, ceviz, ketentohumu, avakado gibi yiyeceklerde bol miktarda Omega 3 bulunur. Yeterince balık tüketilemiyorsa bu ihtiyaç Omega 3 balık yağıyla da giderilebilir.
    HT: 10.12.2017 haberturk.com

    Devamını Oku

  • Soğuk hava baş ağrısı yapar mı? Migreni tetikler mi?

    Migren hastalarının hemen hemen yarısı hava durumu değişimlerine karşı duyarlıdır. Nöroloji Uzmanı Dr. Aylin Öztürk Yavuz “Hava durumuyla ilişkili olarak migreni tetikleyen durumlar arasında aşırı soğuk ya da sıcak hava, yüksek nem oranı, fazla kuru hava, parlak güneş ışığı, rüzgar ve fırtına, hava basıncı değişiklikleri geliyor” diyor.
    HT: 07.12.2017 haberturk.com

    Devamını Oku

tüm haberler

 
hile muzik dinleyelimizmir escort bayan izmir escort instagram takipçi hilesifoça escort alsancak escort