Her sedefte inci bulunmaz. Mevlâna, Mesnevi.

 

Rezonans Fenomeni

Evrensel yasalardan olan çekim yasasının sır’rı, “benzer benzeri çeker” ya da “benzer benzeri çözer” olarak da ifade edilebilir… Aslında doğru ifade, sır’rın hem “benzer benzeri çeker” hem de “benzer benzeri çözer” olduğudur… Bunun nedeni de rezonans olayında saklıdır… Evrende her şey titreşim halindedir ve rezonans yapar, yani tınlar ve çınlar… Tınlamalar, çınlamalar kuantum bilgisi taşırlar… Rezonans halinde iken düşüncelerimiz başka insanların düşüncelerini de çekebilir… Çünkü evren kendi içsel ve sonsuz denizinde tüm enerjileri barındırır…

 

Enerji hiçbir şekilde yok olmadığı için, her düşüncenin evreni bir yönde şekillendirdiğini de kabul edebiliriz… Sır’rın temelini teşkil eden bu sebepler binlerce yıldır bilinmesine karşın, hep kuşkuyla karşılanmış ve bilimsel kanıtlardan yoksun olduğu ifade edilmiştir… Bugün eğer “Sır” adlı bir kitap milyonlarca satıyorsa bunun nedeni Kuantum Fizik alanında süregelen bilimsel araştırmaların olumlu olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır…

Evet, “benzer benzeri çeker” ve “benzer benzeri çözer” kavramları bir anlamda “rezonans” fenomenini ifade ediyor… Çünkü rezonans olayında hem çekim hem de artan titreşim ve salınma genliği nedeniyle enerji birikimi vardır… İşte bu enerji birikimi düşüncelerimizin frekansını yükselteceği gibi, bedenlerimizde oluşabilecek enerji blokajlarını da çözebilir… “Benzer benzeri çeker” kavramında çekimin nedenleri içinde evrendeki doğa güçleri olan yerçekimi, elektrik enerjisi ve elektromanyetik alanları vardır… İnsan organizmasındaki kutupsal aktivite yasası da bu oluşumların bir parçasıdır… Düşünce gücü ile “benzer benzeri çeker” kavramını kullanarak, dualarımızı ve arzularımızı gerçekleştirebilmek mümkün olabilir… Olumlu düşünürsek olumlu oluşumları, sevgi vererek sevgiyi, şefkatli ve iyiliksever bir insan olarak çevremizdeki insanlarda şefkat ve iyi yürekliliği bulabiliriz…

Fakat aynı anlayış prensibi içinde, olumsuz düşünürsek olumsuzlukları, kötülük ederek kötülüğü kendimize çekeceğimizi, kalp kırarak kalbimizin kırılacağını, suç işlersek cezasını da er geç göreceğimizi ifade eden İlahi Adalet anlayışını da gözardı etmemeliyiz... Olumlu rezonanslarla bedenlerimizin enerji depolarını doldurur, her problemle, her sorunla, her dengesizlikle, her hastalıkla, yüksek enerji frekansımız sayesinde baş edebiliriz… Homeopati ve Biyolojik rezonans’ta kullanılan “benzer benzeri çözer” ilkesi ise bize sağlık konusunda önemli bir yol gösterici olacaktır… Bu yöntemle uygulanan terapilerin desteğiyle, bedenlerimizde yaşam enerjisinin akışını aksatan enerji blokajları çözülebilmektedir…

Ve özellikle konvansiyonel tıbbın çaresiz kaldığı kronik hastalıklar olan ağrı, migren, alerji, gıda duyarlılığı ve fonksiyonel bozukluklar gibi diagnostik değerlendirmeler bilimsel bir ifade kazanacaktır… Kuantum anlayışında önce düşünce ve tasarım vardır, sonrasında iş ya da hareket oluşur… Bütünsel bakış açısına sahip her birey bu gerçekleri fark etmeli, kabul etmeli ve uygulamalıdır…

REZONANS

Özetlersek, başlangıçta Sır’rı çekim yasası olarak ele aldık… Sonra “Benzerler Kanunu” (Law of Similars) ilkesinden olan, “benzer benzeri çeker” ve “benzer benzeri çözer” kavramlarından söz ettik… Çekim yasasının, insanın manevi ve maddi yaşamında ve sağlığı konusunda önemli bir “sır” taşıdığını örneklerle anlatmaya çalıştık… Ve bunun toplumda da kabul gördüğünün altını çizdik… Fakat galiba dikkatimizden kaçan bir boşluk vardı, o da bu “sır” olarak adlandırdığımız çekim yasasının ne olduğu idi… Belki çoğumuz çekim yasasını “yerçekimi” gibi basit bir fenomen olarak algıladı ve bu nedenle bu boşluğu sorgulamadı… Bunun nedeni ise, konuyla ilgili yeterince bilimsel çalışma yapılmamış ve önemi göz ardı edilmiş olmasından kaynaklanabilir… Oysa, çekim yasasının arkasındaki neden ne idi?

Araştırma ve değerlendirmelerimiz bizi, Sır’rın Sır’rının bir “Rezonans“ fenomeni olduğuna ulaştırıyor… Rezonans, rezonans özelliği taşıyan enerjinin değişik frekanslarda maksimum manyetik salınma büyüklüğüne gelmesidir... Rezonans’ı “Benzerler Kanunu”nun önemli bir ilkesi ve asırlar öncesinden bu yana kullanılan Homeopati olayının nedeni olarak da ifade ettik… Başlangıç noktamız Homeopati idi çünkü Homeopati’nin eski Yunanca’dan gelen bir sözcük olduğunu ve bunun “hastalığın benzeri ile tedavisi” anlamına geldiğini vurguladık… Çekim yasasının “sır” olduğunu, Sır’rın Sır’rının da “rezonans” olduğunu kabul ediyorsak, rezonans’ın ne anlama geldiğini hepimizin kavrayabileceği bir tarzda açıklamak faydalı olacaktır… Rezonans, sistemin doğal frekanslarının dışarıdan aynı frekansta gelen bir etken tarafından uyarıldığında meydana gelen şiddetli frekanstır… Aynı şiddette doğru gelen frekansın yapıcı yada uyarıcı, ters gelen frekansın ise yıkıcı yada bozucu etkisi vardır… Bilgi transferi sadece aynı frekansta titreşen dalga boyları arasında oluşur… Yapı sadece aynı frekanstaki bir mesajı alır ve anlayabilir… Telsiz, radyo, TV mantığında olduğu gibi sadece aynı frekansta olan alıcı ve vericiler arasında bilgi transferi mümkündür… Her titreşim bir bilgi taşıdığına göre diğer enerji formları da bilgi gönderirler…

Rezonans, bir cismin ileri-geri ve aşağı-yukarı hareketinden başka bir şey değildir… İler-geri hareketi “titreşim”, aşağı-yukarı olan hareketine de “salınma” olarak adlandırılıyor… Rezonans halinde “salınma”nın belirli ve spesifik bir frekansı vardır… Bu salınma kısa bir sürede yüksek seviyelere çıkarak bir enerji topu haline gelir… Bu enerjiyi bir şekilde boşaltmazsak, cisim ne ise ya patlayacak ya da çökecektir… Bu cisim bir mekanik aygıt veya bir elektrik devresi de olabilir… Bu bir mekanik rezonans olayıdır…

Bu olayın en güzel örneği, Amerika’da 7 Kasım 1940’da daha açılışından 4 ay geçtikten sonra, Tacoma-Narrow köprüsünün çöküşünde yaşanmıştır… Köprü saatte 140 mil süratle esen rüzgâra göre tasarlanmış olmasına rağmen, çöküş olayı rüzgârın 42 mil estiği sırada meydana gelmiştir… Amerika’da New Hampshire eyaleti karayolları departmanında köprü mühendisi olarak çalışmış bir mühendis olarak, bu olayın en çok bilinen örnek vakalardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim… İddialara göre, köprünün doğal titreşim – salınma frekansı rüzgarın azami 140 mil esmesine göre hesaplanılmış fakat düşük frekansta esecek tersi rüzgarların meydana getireceği salınma frekansına göre tasarlanmamıştır… Bu nedenle köprünün doğal frekansı, Sır’rın “benzer benzeri çözer” kavramında olduğu gibi 42 mil süratle esen rüzgarın salınma frekansına eşit olduğunda köprü çözülmüştür yani çökmüştür… Köprünün aşırı bir şekilde aşağı-yukarı salınması neticesinde köprü yerle bir olmuştur…

Bu olay biyolojik rezonans cihazları ile yapılan terapilerde insan organizmasındaki enerji blokajlarının rezonans ile ortadan kaldırılması gibidir… Rezonans, bir köprünün çökmesine sebep olabilir, yanlış bir parça montajının yarattığı bir helikopter havada parçalanabilir… Bu fiziksel örneklemelerden, özellikle rezonansın ne anlama geldiğini kolaylaştırmak ve “mekanik rezonans” ile “biyolojik rezonans” arasındaki farklılığa dikkat çekmek için kısaca bahsetmek istedik… Oysa amacımız sır’rın sır’rı olan biyolojik rezonans fenomeninin insan için ne denli mucizevi bir olay olduğunu vurgulamak… Rezonansı anlamanın en çarpıcı örneği radyo elektromanyetik alan dalgalarıdır… Radyo, televizyon gibi cihazların çalışma prensibi de aynı frekansta bulunan dalga boyları üzerinden bilgi transferi yaptığımız rezonans hadisesine dayanır…

Bir not olarak vurgulamak gerekirse, radyoyu icat edenin Marconi değil Amerikalı ünlü bilim adamı Nikola Tesla (1856 – 1943) olduğudur… Tesla, Marconi’den önce rezonans prensipleri sayesinde radyo mesajlarının vericilerle verilip, alıcılar sayesinde alınabileceğini ortaya çıkarmıştır… İşte insan da, bu anlamda düşünce mesajlarını bir radyo vericisi gibi verip ve bir radyo alıcısı gibi alabilmelidir… Dünyada yaklaşık 6,5 milyar insanın yaşadığını varsayarsak, 6.5 milyar radyo alıcı ve vericinin olduğunu da hayal edebiliriz…

Bu doğru bir tez ise, evreni bir ağ gibi sarmalayan elektromanyetik alanlar sayesinde insanlar adeta birbirleri ile farkında olmadan haberleşmektedirler… Örneğin, sevgi, sağlık veya para konusunda bir probleminiz mi var; bu konularla ilgili aynı düşünce frekansında olan insanlarla temasa geçip birbirinize hatta belki tam da farkında olmadan yardımcı olabilirsiniz… Sevgi isteyin sevgiyi, sağlık isteyin sağlığı, para isteyin parayı bulabilirsiniz… Yeter ki olumlu düşüncelerinizin enerjisi ile yüksek frekansa sahip birisi olun…

MEKANİK REZONANS, BİYOLOJİK REZONANS VE İLAHİ ADALET REZONANSI

Mekanik rezonans olayının gerçekleşmesi için genelde üç koşul vardır… Birinci koşul, rezonans halinin vuku bulması için, cismin bir doğal frekansı olması şarttır… Doğal frekansı demek, cisim bir şekilde zorlandığında veya uyarıldığında, o cismin salınma özelliği anlamına gelir… Salınma, mekanik bir aygıtta, aygıtın titreşimi veya bir elektrik devresinde değişken voltaj ve akımdır… İkinci koşul, zorlayan gücün cismin doğal frekansına eşit veya eşite yakın olmasıdır… Zorlayan gücün frekansı, aynı frekansı taşıyan cisme tatbik edildiğinde büyük enerji birikimi meydana gelir… Zorlayan güç enerji olduğundan, rezonans halinde cisimde büyük bir enerji birikimine sebep olur… Üçüncü koşul ise enerji kaybının, boşaltılmasının istenip istenmediğidir… Tacoma Narrows köprüsü olayında veya mekanik bir aygıtın zarar görmesinde olduğu gibi mekanik rezonansın bu yıkıcı yönü daima dikkate alınmalıdır…

Ancak insan organizmasının fonksiyonel ve yapısal işlevlerinin düzenlenmesi için uygulanan homeopati ve biyolojik rezonans uygulamalarında, biyolojik rezonans tam tersine bir tedavi aracı olarak kullanılmaktadır… Böylece vücudumuzun doğal savunma mekanizması yani bağışıklık sistemi uyarılarak harekete geçirilmektedir… Bu olayın ilaçsız tedavilerde kullanılması, bazı çevrelerce devrim olarak nitelendirilmektedir… Bağışıklık sistemimiz güçlü olduğu sürece, bütünsel denge halindeki vücudumuz bütün hastalıkların üstesinden gelecek ve yaşamına hasta olmadan veya hastalığa karşı daha dirençli devam edebilecek kabiliyete sahip olacaktır…

İlahi Adalet’in tecellisi de bir rezonans fenomenidir... İlahi Adalet, bir toplumda birine ya da birşeye karşı yapılan kötülüğün ve haksızlığın, bir gün o kişiye geri gelmesi anlamını taşır... Ve işlenen bir günahın yada suçun bir bumerang gibi dönüp kişiye geri dönmesidir... “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner” sözü de İlahi Adalet’in bir ifadesi olarak toplumda sıkça kullanılır... İlahi Adalet, kısaca, Yaratan’ın bir tür adalet sistemi olarak algılanır... Adaletin bir şekilde tecelli edeceği “etme bulma dünyası”ndan söz edilir... Kötülük kimsenin yanına kar kalmaz... Can yakanın da canı yanar... “Çamur at, izi kalsın” gibi yine sıkça kullanılan bu söz, o çamurun bir şekilde çamuru atan kişiye de sıçrayacağı anlamına gelir... Yaşamımızda alacağımız her ahın bir bedeli olduğu ve cezasız kalmayacağı anlamını taşır...

Çekim yasasını İlahi bir bütünsel sistem olarak kabul edersek, aslında İlahi Adalet’i bu sistemin bir parçası olarak da kabul edebiliriz... Böylece “Benzer benzeri çeker” ilkesini, İlahi Adalet’i tanımlamada da kullanabiliriz... “İyilik yap iyilik, kötülük yap kötülük bul” sözü de bu anlama gelmiyor mu? Eğer İlahi Adalet, çekim yasasının bir uzantısı ise rezonans olayı da İlahi Adalet sır’rının sır’rı değil midir? İlahi Adalet rezonansı, rezonans özelliği taşıyan düşüncenin bazı frekanslarda maksimum manyetik salınma büyüklüğüne ulaşma eğiliminde olması anlamını taşır... Kötülük veya haksızlık yapmak, günah veya suç işlemek, can yakmak, ah almak gibi olumsuz düşünceler, insan bilincinin yüksek enerji seviyelerindeki elektromanyetik dalgalarla ifade edilir...

Zihnimiz ne kadar çok olumsuz bir düşünce üzerine odaklanırsa ve o doğrultuda beynimize yüklenirse, o düşünce o yönde gerçekleşir... Ve olumsuz düşüncelerimizin yarattığı negatif eylem enerjisi, rezonans fenomeni ile bize geri döner... Yaptığımız bütün kötülüklerin ve haksızlıkların bilinçaltımızdaki, ruhsal bedenin karakutusu olan karma’da kayıtlı olduğunu unutmayalım... İnsan farkında olmasa da, adeta bir radyo vericisi gibidir... Tüm olumlu veya olumsuz düşüncelerimiz, evreni sarıp sarmalayan sonsuz ve karmaşık enerji alanlarının örtüsü içinde, devamlı titreyen ve salınan enerji parçacıklarıdır... Bu nedenle, kötülük yaptığımızda yada günah işlediğimizde kimseler bilmiyor diye huzurlu ve güvende olamayız... Çünkü İlahi Adalet’in sistemi, gerçek bizi bizden daha iyi algılıyor ve buna göre bir şekilde mükafatlandırıyor ya da cezalandırıyor diye açıklayabiliriz...

İlahi Adalet ile çekim yasası üç boyutlu bir rezonans anlamı kazanıyor... Mekanik rezonans, biyolojik rezonans ve İlahi Adalet rezonansı... Mekanik rezonans çekim yasasının yıkıcı yönünü, biyolojik rezonans insan sağlığındaki rolünü, İlahi Adalet rezonansı ise insanoğlunun ve evrenin adalet sistemini ifade ediyor... Düşüncelerimizin enerji ile yüklü olduğunda yaydığı elektromanyetik dalgaları ile radyo alıcı ve vericileri gibi yaşamımıza yol gösterecek mucizevî mesajları getirecektir…

Sonuçta, Sır’rın çekim yasası olduğunu… Bu yasanın “benzer benzeri çözer” ve “benzer benzeri çeker” ilkelerini içerdiğini ifade etmeye çalıştık… Bu iki ilkenin arkasındaki ana nedenin “rezonans” olduğunu vurguladık… Ve hep yapıcı ve olumlu enerji taşıyan rezonansların peşinde olmamız gerektiğini not ettik… Öyle inanıyorum ki, yeni çağda bu açılımlar bize mutlu, içinde manevi, maddi ve sağlık zenginlikleri taşıyan yepyeni bir yaşam dünyasının ufuklarını aralayacaktır…

HABERLER

< >
  • 'Genler hangi kansere yakalanma riski olduğunu söyleyecek'

    Kanser Genetiği Uzmanı Prof. Dr. Hülya Yazıcı, günümüzde 100-150 genin meme kanserinde etkin rol oynadığının bilindiğini ifade etti.Kanser Genetiği Uzmanı Prof. Dr. Hülya Yazıcı, günümüzde 100-150 genin meme kanserinde etkin rol oynadığının bilindiğini ifade ederek, "Bundan 5-10 yıl sonra kişisel genom konfigürasyonumuza göre ...
    HT:17.10.2017 trthaber.com

    Devamını Oku

  • Uzun süre hareketsizlik hastalıklara davetiye çıkarıyor

    Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, uzun süre hareketsiz kalmanın tromboz ve birçok hastalığın meydana gelmesine yol açtığına dikkat çekti.Türk Hematoloji Derneği (THD) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, uzun süre hareketsiz kalmanın tromboz nedeni olduğuna ve ...
    HT:17.10.2017 trthaber.com

    Devamını Oku

  • Meme kanserinden ölüm oranı erkeklerde daha yüksek

    EÜ Kanserle Savaş Araştırma ve Uygulama Merkezinin bilimsel araştırmasına göre, meme kanseri olduğunu ileri yaşlarda fark eden erkeklerde kadınlara göre ölüm oranı daha fazla.Kadınların meme kanserini büyük oranda 40, erkeklerin ise 60 yaşından sonra fark ettiği, bu nedenle erkeklerde ölüm oranlarının kadınlara göre daha yüksek...
    HT:17.10.2017 trthaber.com

    Devamını Oku

tüm haberler

 
hile full hd film izle film izlebordo bereliler suriye izle film izle deli aşk izle elimiz mahkum yerli film izle">yerli film izle aksiyon filmleri komedi filmleri