Bipolar bozukluk tedavi edilebilir mi?

,

Halk arasında iki uçlu mizaç bozuklu veya manik depresif olarak adlandırılan bipolar bozukluk, farklı dönemlerde farklı davranış şekilleriyle kendini gösterir. Hastalar kimi zaman intihara eğilimlidirler. Kimi zamanlarda ise özgüven düzeyleri artar ve garip davranışlar sergileyerek aşırı derecede uçlarda dolaşan duygu durumları yaşarlar. Hasta yakınları açısından da oldukça yıpratıcı bir hastalık olan bipolar bozukluk psikolojik bir hastalık mı? Hastalığı nörolojik çerçevede mi değerlendirmek gerekiyor? Bipolar bozukluğun tedavi edilmesi mümkün mü?

Bipolar bozukluk, bir duydurum bozukluğudur. Bu ruhsal bozukluğa; cinsel istek düzeyinde düzensizlik, yeme davranışında bozukluk, dürtü kontrolünde bozulma eşlik eder. Ataklarla seyreden, yineleyici bir hastalıktır.

Bipolar bozukluk psikolojik bir rahatsızlık mı yoksa nörolojik bir bozukluk mu?
Bu sorusu her ikisi de olarak cevaplanabilir. Psikolojiktir; çoğunlukla çocukluk çağında yaşanan travmalar ve stresör olarak nitelendirilen yaşamsal olaylarla ilişkilendirilir. Nörolojiktir; beynin yapısı ve işleyişi üzerinde birtakım etkileri vardır. Bipolar bozukluk aynı zamanda biyolojik olarak da nitelendirilebilir. Hormonal sebeplerle ilişkilendirilmesi mümkündür ve genetiktir. Nesilden nesile aktarılır.

Bipolar bozukluğun kesin tedavisi mümkün mü?
Bipolar bozukluk tedavisi 3 ayrı basamakta değerlendirilir. Hastalık belirtilerinin ortadan kaldırılmasına yönelik gerçekleştirilen tedavi akut dönem tedavisidir. Bu dönemi, hastalık belirtilerinin yaşanmadığı dönemin tutarlı bir şekilde gözlenmesi takip eder. Üçüncü basamakta ise koruyucu tedavi söz konusudur. Bu aşamada yeniden atak geçirilmesini önlemek hedeflenir. Kesin tedavi derken bir daha atak geçirmemek kastediliyorsa üçüncü dönemdeki koruyucu dönem tedavisinin amacı budur, bu tedavi süreci istisnalar haricinde ömür boyunca sürdürülür.

Bipolar hastalarına nasıl yaklaşılmalı?
Bipolar tanısı konulmuş kişiler, hasta olarak damgalanmamalı, kendi kararları ve arzuları olan bireyler olarak görülmelidir. Nitekim hastalık dönemleri dışında normal bireyler gibi yaşamlarını sürdürürler. Bu noktada önemli olan atak geçirilen dönemle, iyilik halinde geçirdikleri dönemin doğru bir şekilde ayırt edilmesidir. Hastalık belirtisi olduğu düşünülen bir eylem karşısında doğru iletişim kurulmaya çalışılmalı, doktor görüşü alınmalıdır. Bu eylem çevreye karşı bir tehlike içeriyorsa, muhakeme yeteneğinde bozukluk söz konusu ise yatarak tedavi gündeme getirilmeli, acilen bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Kaynak: Sabah 05.11.2018 www.sabah.com.tr